Şu anda okuyorsunuz
ALTIN POST – 2

ALTIN POST – 2

ALTIN POST – 2

Uzun ve yorucu bir yolculuğun ardından, babasının amcasına bıraktığı Krallığı geri almaya gelen İason,adına verilen davette dinlediği “Altın Post” hikayesinden çok etkilenir. Plesias bunu fırsat bilir ve belki de İoson’dan ebediyen kurtulmak için ona; iktidarı almadan önce uzaklardaki Kolkhis’ten ailesine ait olan efsanevi “Altın Post”u geri getirmesi gerektiğini söyler… Genç İason böyle bir kahramanlık sonunda ve bileğinin hakkı ile Krallığı geri alacağını düşünerek, kurnaz Plesios’un teklifine “evet” der… İason bu yolculuğa çıkmadan önce, “Argo” adını verdiği sağlam bir gemi yaptırır, aralarında Theseus, Herakles ve Orpheus gibi kahramanların ve yarı tanrıların bulunduğu bir mürettebat toplar. Geminin adından dolayı bu savaşçı ruhlu topluluğa “Argonotlar” denir… Bilinmeyen sularda tehlikeli, uzun ve çok zor bir yolculuktan sonra Kolkhis’e, Aiet’in güçlü ve zengin krallığına varırlar. Kral, Yunanlı kahramanları saygıyla karşılar ve gelmelerinin nedenini öğrenir. Aiet, İaosun’un sunduğu şartları yerine getirmesi halinde “Altın Post”u Yunanlılara verebileceğini söyler… İason önce ateş püskürten öküzlere boyun eğdirecek, başlarına boyunduruk geçirecek ve büyük bir tarlayı sürecektir. Sonra İason’un ejderhayı öldürmesi ve onun dişlerini toprağa ekmesi gerekir. Bu dişlerden yeni savaşçılar çıkacaktır. İason’un bu savaşçılarla savaşması ve onları da yenmesi gerekir. Yunanlılar ancak bundan sonra “Altın Post”u alabileceklerdir. Bu şartları, Aiet’in dışında kimsenin yerine getirmesi mümkün değildir. Bundan dolayı kral İason’un öleceğinden emindir… Ancak Aiet’in hesaba katmadığı bir şey olur, güzeller güzeli kızı Madea ve İason birbirlerini görür görmez aşık olurlar… Medea aynı zamanda bir büyücüdür, İason onun yardımıyla kralın şartlarını kolayca yerine getirir ve Aiet’den “Altın Post”u ister. Fakat Kral, Yunanlılara kızının yardım ettiğini hemen anlar ve “Altın Post”u vermekten vazgeçer. Bunun üzerine İason, postu ele geçirmek için savaşmaya karar verir,ancak ne olursa olsun, Medea’nın yardımı olmadan bunu gerçekleştirmesi imkansızdır. Kralın kızı, postu bekleyen korkunç ejderhayı uyutur ve Yunanlılar “Altın Post”u ele geçirmeyi başarırlar. Hızla gemilerine binerler ve ülkeleri Yunanistan’a doğru yola çıkarlar. İason, Medea’yı da yanına alır. Kral Aiet, postun götürüldüğünü ve kızının kaçtığını öğrenir öğrenmez, hemen ordusunu toplar ve Yunanlıların peşine düşer… Askerler İason’un ordusunu yakalar, Kralın ordusuna önderlik eden kişi, Medea’nın abisidir.Bu nedenle Medea İason’un onu kaçırdığını söyleyerek ağabeyinin kollarına atılır. Abisi onu affeder,fakat Medea İason’a olan aşkı nedeniyle ağabeyini bıçaklar ve denize atar. Kralın ordusu Medea’nın ağabeyinin ölüsünü ararken, İason ve Medea kaçar, bu nedenle askerler “Altın Post”u geri almayı başaramazlar… *İason’un hikayesinin çeşitli versiyonlarında farklılıklar varsa da, Apollonios’un “Argonautika”sında Argonotlar geldikleri yoldan dönmeyip kuzeye çıkmışlar, Apolonios’un Istrus adını verdiği, Yunanlılar’ın bildiği, Tuna dediğimiz ırmağa varmışlardır. Bu yorumda İason ile Argonotlar, Apollonios’un Adriyatik Denizi’ne döküldüğünü sandığı Tuna boyunca yollarına devam etmişlerdir. Argonotlar bundan sonra Argo’yu Apollonios’un Rhodanus dediği ki; Fransa’daki Rhöne olduğu tahmin edilen ırmağa sokmuşlardır. İason yine Apollonios’un Akdeniz’e döküldüğünü tahmin ettiği Rhodanus’u izlemiş, sonra da İtalya’nın batı kıyısından aşağı inerek Thrinakia (Sicilya) ile İtalya arasındaki boğazdan geçmiş, Kuzey Afrika’da yoluna bir süre karadan devam ettikten sonra kuzeye yönelip Girit’in doğusundan geçerek Tselya – İolkos’a varmıştır… * Dönüş yolculuğunun bir başka senaryosunda Istrus, Tuna değil, Rusya’daki Don Irmağı’dır ve Argo buradan Volga’ya geçmiş, Volga üzerinden Barents Denizi’ne çıkmış, batıya doğru Avrupa kıyılarını izleyerek Cebelitarık Boğazı’na gelmiş, oradan doğuya dönüp Akdeniz’den geçerek İolkos’a dönmüştür. Argo’yu bu yolda karadan millerce yürütmek aşılmaz bir sorun gibi görünse de, burada kahramanlardan ve yarı tanrılardan söz ettiğimiz unutulmamalıdır. Apollonius’un daha mantıklı yolunda bile Argonotlar teknelerini Akdeniz’i bulana kadar Libya çöllerinde taşımışlardır. *Altın postlu koyunlar, tanrılar ve yarı tanrılar dolu bu hikayenin düşsel unsurlarını kimse gerçek olarak kabul edemez. Ancak pek çok araştırmacı, hikayenin Akdeniz’den Karadeniz’e geçen eski Yunan denizcilerinin ilk deniz seferlerinde elde edilen coğrafi bilgileri içerdiğini de belirtir. Uzak ülkelere yapılan seyahat geleneklerine tarihi bir temel göstermeye yönelik diğer çabalar gibi Çinliler’in Fu-sang hikayesi, ya da Aziz Brendan’ın Azizlere Vaat Edilen Ülkeye Gidişi gibi, İason’un seyahatinin tarihe uygun olduğu iddiası maddi kanıtlara dayandırılmamıştır…

Bu tür kanıtlar yolculuğu yapanların gittikleri yerlerde bıraktıkları arkeolojik kalıntılar ki; “Argonautika” ya göre,İason ile adamları yol boyunca arkeologlar tarafından bulunabilecek bir dizi tapınak inşa etmişlerdir, ya da gittikleri yerin yerlileriyle ticaret yaparken bıraktıkları nesneler ya da ziyaret ettikleri yerden aldıkları ve sonra yurtlarındaki arkeolojik kazılarda bulunan egzotik nesnelerden oluşabilir. Oysa İason ve Argonotlar hikayesinin tarihi temelinin açıklanması coğrafyaya dayandırılmaktadır. Daha basit bir biçimde ifade etmek gerekirse, İason’un hikayesinin okurları hikayede gerçek mekanları bulmak için sözü edilen mekanların ayrıntılarını aramışlardır…

*Mekan denince, efsaneyle ilgili günümüzde tek ve halen en popüler olan yer, Ordu’da Yason-İason burnu ve aynı adla anılan Yason Klisesidir…

*Bu arada hikayenin kahramanları, sefere katılan Argonotlar, Troya Savaşı’ndan önceki kuşaktan, hafızalara yer etmiş savaşçı topluluktur…

İlginizi Çekebilir
ROMA ENTRİKALARI...AGRİPPİNA ÖLÜMÜ NERON..

Yunan Mitolojisi… Rodoslu Apollonios /Argonautika…

Sedef DİNKÇİ

Bu içeriğe tepkiniz nasıl oldu?
Bayıldım
0
Kızgın
0
Komik
0
Şaşkın
0
Üzgün
0
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın!

Bir Cevap Yazın

Türkiye'den ve Dünya’dan kadınlara öncelikli olarak, bütün kesimi ilgilendiren haberler tarafımızca bizzat yapılmaktadır. La Femme Nicomedia bir markadır. Her hakkı saklıdır. Bu websitesinde yer alan hiçbir metin/haber izin almadan kopyalanamaz.

Yukarı Kaydır